Geçen yıldan bu seneye taşınan büyük umut ve beklentilerin yapılan yanlış seçimler yüzünden darbe yemesiyle, Fenerbahçe ailesi içinde yaşanan karmaşa, bugünlerde eklenecek yeni bir sorunla bir kaosa dönüşebilir. Bu sorunun adı; mayısta yeni başkan kim olacak?

Spor olgusunun, kim ne kadar inkar etmeye çalışırsa çalışsın tartıya konduğunda başarı ölçüsünün sonuçlar özerinden değerlendirildiği yadsınamaz bir gerçektir.
Dolayısı ile yönetici kimliği taşıyan kişinin ne kadar başarılı olup olmadığı sonuçlar üzerinden belirlenecektir. Bugün Galatasarayın 4 defa üst üste şampiyon olduğu ve UEFA şampiyonluğunu havaya kaldırdığı dönemdeki yöneticiler bu başarıları ile anılmaktadır. Maddi anlamdaki yaşattıkları felaketler, bir stadın maketine harcanan milyonlar ancak bu başarıları kıskanan ( ve büyük ihtimalle yerlerinde olmak için can atan) rakipler tarafından söz konusu edilmektedir ancak.

Tarih bu anlamda şaşmaz bir dikkatle yol alırken, tarihin de çaresiz kaldığı bazı istisnalar mutlaka ortaya çıkmaktadır. Sporun yönetici,başarı ve sonuç üçgeninde değişemez yol alışında bu istisnalardan biri de Fenerbahçe`nin son başkanı Aziz Yıldırım `dır. Bugün Aziz Yıldırım ın vazgeçilmez konumda olması sonuçlara endeksli bir kıyasta tamamen anlamsız çıkabilir. Ama iste Aziz Yıldırımı unutulmazlar arasına sokacak olan, onu istisna durumuna sokan gerçekler de tam bu zıtlıkta yatmaktadır.

Aziz Yıldırım bir camianın bütün köhnemiş geleneklerini yıkıp, camiaya mensup bütün aile üyelerinin yüzlerini kendi iç çekişmeleri yerine gelişim ve ilerlemeye doğru çevirmesi işlevini devrim niteliğinde yapmıştır. Bugün taraftar gruplarının olması gereken çizgiye çekilmesi ve çıkar ilişkilerinin yok edilmesi calışmalarının anlaşılmaması gibi, dünde yapılan grupçuluğun-grupların-grup liderlerinin etkisinin ve varlığının yok edilmesinin Fenerbahçe geleceği üzerinde ne denli önemli olduğu tam kavranmamış olabilir. Bu çalışmaların öneminin ve varlığının anlaşılmaması taraftarın buna gayret etmemesi kadar, yönetim ve başkanın yeterli iletişim ve esneklikle bunu tam anlatamamasının da etkisi vardır.

Alt yapı yatırımlarının ve gelir getiren projelerin hızla yol alması Fenerbahçe farkının ortaya çıkmasının esas sebeplerindendir. Diğer camialarda olmayan taraftarin kulubu sahiplenme oraninin bu yonetim ve Aziz Yıldırım başkanlığında harekete geçirilmesi bile takdire şayan bir başarıdır.

Halen yarı yola bile varılmamışken, çıkılan yolun tamamlanması için büyük bir irade, kişilik ve güç gereklidir. Bu projeleri tamamlama görevi Fenerbahçe camiası için sporun başarı sonuçlarından da çok daha önemlidir.

Bu anlamda Aziz Yıldırım ve yönetimin devam edip etmemesi kritik olan sorudur. Mutlaka ki Fenerbahçe başkansız kalmayacak kadar büyük bir camiadır. Bu üstünde tartışma olmayacak bir konudur. Ama vizyon belirlenmişken, yola çıkılmışken ve bağlantılar kurulmuşken başkan ve yönetim anlayışının değişimi bütün bu çalışmaları sekteye uğratacak kritik bir hata olabilecektir.

Tabi Aziz Yıldırım ve ekibinin mutlaka devam etmesi düşüncesi tartışılırken akla hemen yaptıkları büyük hatalar da gelecektir. Bu muhalif kesimden gelecek aklı başında bir değerlendirme ve mutlaka üstünde durulması gereken bir durum olacaktır. Evet Aziz Yıldırım ve ekibi tarihi projeler ve tarihi vizyonu çizerken aynı anda anlaşılmaz hatalar da yapmaktadırlar. Ama bu anlamda dikkat edilmesi gereken konu şudur; yapılan hatalar yapısal ve kurumsal hata olmaktan çok tamamen sporun teknik yapısıyla ilgili hatalardır. Teknik direktör seçiminden oyuncu seçimine kadar yayılan yelpazeye iletişim alanındaki eksiklikler ve taraftarla camianın arasına yavaş yavaş getirilmeye başlayan mesafe bu hataların arasında sayılabilir. Elbette ki iletişim konusu bugün hiç dile getirilmeyen tarikat ve siyaset alanından bir çok kişi ve kurumun Fenerbahçe içinde etkin güç olma girişimlerinin nasıl büyük bir çabayla engellendiği konusunu içermemektedir.

Evet; bence, Aziz Yıldırım ve ekibi mutlaka yönetimde kalmalı ve devam etmelidir. Değişmesi gereken Aziz Yıldırım ve ekibi değil ama Aziz Yıldırım ve ekibinin sporun teknik yönetimine dair sergiledikleri yönetim anlayışıdır. Doğru ve gerçekçi bir öz eleştiri ile ortaya koydukları büyük vizyon ve gelişimi tehlikeye atmayacak sporun vazgeçilmesi olan sporda başarı olgusunu da geliştirmelidirler. Bu sadece Aziz Yıldırım ve ekibinin yönetimde kalması/kalabilmesi ile ilgili bir durum değildir, ama Fenerbahçe`nin tarihi gelişiminin en önemli ve kritik noktasındaki hamlelerin ve devrimin devamı için hayati önem taşımaktadır.

Bu anlamda, her Fenerbahçe taraftarının görevi; bu gerçekleri görüp Aziz Yıldırım ve ekibini desteklemek, desteklerinin içinde de bu hatalarının düzeltilmesi için gerekli teşvik ve uyarıyı da iletmektir. Taraftarın göstereceği sevgi ve hoşgörü yönetim kanadında olmayan( ya da olup da gösterilemeyen, iletilemeyen) aynı duyguları, yani sevgi ve hoşgörüyü de ortaya çıkaracaktır. Sevgi ve hoşgörü ise başlı başına etkin bir iletişim aracıdır zaten.

Sporun teknik yönetimine dair yanlışlarını düzen altına aldıkları anda doğru teknik yönetici ve doğru sporcu seçimleri ile Aziz Yıldırım ve ekibi Fenerbahçe tarihinin en önemli, en değerli projelerini ve gelişimini yapmaya devam edecektir.

Gassan Satar

0 yorum

Yorum Gönder

EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu