En buyuk hayal kirikliklari, umutlarin zirveye en yakin oldugu yerde olusur. tam tersi; en buyuk sevincler de beklentilerin en az oldugu anda olusur.Aslinda son iki yildir bu iki duyguyu en canli anlamda yasayan klup Fenerbahce olmustur. İkisinin de birbirine etkisi uzerimizdeki duygu yogunlugunu artirmistir.Gecen sene hic birimiz avrupada yari finali zorlayacak, ustelik cok onemli takilari devirerek o yere gelecegimiz uzerine bir umut beslememisti. Belki de gruplardan cikmak bile cogumuz icin fazladan bir basari olacakti.



Beklentilerin bu denli az oldugu bir anda gelen ceyrek final sevinci tavan yaptirmisti.
bu isin guzel tarafiydi. ama avrupadaki bu beklenmeyen basari ( ustune ustluk ekonomik ve alt yapisal anlamdaki buyuk ilerlemelerin getirdigi psikolijik ustunlukduygusu) bizi birden bire bu sene icin buyuk beklentilere sokmustu.

aslinda bu seneki yasadigimiz kirginliklarin, kizginliklarin,hayalkiriklikla rinin ve isyanin temelinde bu buyuk beklenti yatiyordu. aslinda farkinda olmadan icimizde buyuttugumuz ve baskandan yonetim kuruluna ordan teknik direktore ve futbolculara ve ordan taraftarlara gecen EGO duygusu bizi bugun icinde oldugumuz derin uzuntu icinde birakmistir.

oncelikle bunlarin farkinda olmamiz lazim. Fenerbahce istedigi her futbolcuyu alir masalinin artik yok oldugunu, mali butceler arasindaki fark istedigi kadar acilmis olsun , sahadaki mucadele ve sonuc alma konusunda takimlar arasindaki farkin giderek azalmasi artik bizim de bir takim gerceklere uyanmamizi saglamali.

oncelikle bazi temel olgu yanlisliklarini yok etmemiz gerekir: son iki yildir baskan ve yonetimin futbol ve butun amator branslarda yavas yavas uygulamaya soktugu TAKIM OLMA girisiminin hakli, dogru ve olmasi gereken bir girisim olmasina ragmen , takim olursak takim icine koyacagimiz vasat futbolcularla bile cok iyi yerlere geliriz yanlisi mutlaka farkina varilmasi gereken bir noktadir.

basketbolda sadece takim oyunu oynatacak diye alinan green, smith ve gencleri alalim ve yetistirelim mantigi ile alinan vidmar, preldzic gibi oyuncular bugun icinde oldugumuz durum icin en onemli orneklemelerdir. evet takim oyunu olmazsa olmazdir. ama vasat oyuncular ile oynanacak takim oyunu vasat hedefleri olan, vasat basarilarin pesinde olan takimlarin uyguladigi bir taktik olmalidir. ya da takim oyunu icinde kaliteli adamlari getirebilecek ekonomik guce sahip olmayan takimlarin uygulamasi gereken bir durumdur.

buyuk basarilar ne tek basina takim oyunu ile ne de tek basina kaliteli ve yildiz oyuncularla saglanabilir. eger hedefiniz; liverpool,lyon,bayern munich,barcelona,milan, juventus,mancahster united,real madrit,inter, vsvs gibi takimlarla devamli rekabet ise hem takim oyununu hem de takim icine serpistireceginiz, kaliteli oyuncular+ savasci oyuncular+ yildiz oyuncular ( yildiz statusunde 2 oyuncu ortalamasi uygundur) basarinin anahtari olacaktir. bu anlamda iki yildiz oyuncunun ( ki bu oyuncular takim icindeki en onemli mevkilerde olmalidir) yanina eklenecek en az 6 kaliteli ve iki yonlu oyuncu ve gerisi savasci oyuncular gereken basariyi saglayacaklardir.

takimimiz icinde var olan selcuk, deniz,ugur,kazim,gokhan emreciksin,josico,maldonado,we derson gibi adamlarla bahsedilen ne takim oyunu saglanabilir ne de anlik patlamalar.
sadece gecen senki tamamen zico sayesinde var olan anlik gecici ya da baskanimizin deyimi ile tesaduf basarilar saglanir.

tabi takim oyunu icinde onemli bir baska oge bu takim oyununu saglayabilecek esnek, sporcularla gereken diyalogu saglayabilecek hem taraftarin hem de sporcularin inanacagi ve guvenecegi bir teknik ekip( antrenor, koc vss) gereklidir.

getirdiginiz teknik direktor isterse bilgelerin en bilgesi olsun ( tanjevic ve aragones) eger sporuculari ile gereken guven ve inanc birlikteligini saglayamamissa, taraftar ( kulubun gercek sahipleri) o gonul uyusmasini saglamamissa basari icin gereken en onemli etken yok demektir.

ben aragonesin yetkinligi, bilgelegi, teknik direktorluk basarilarine olursa olsun sirf bu nedenler yuzunden fenerbahcemizi teknik direktorsuz biraktigina inananlardanim. aslinda ayni sey tanjevic ile de ilgilidir. en yasli olanin en cok bilen olmadigi gercegini mutlaka bir gun ogrenecegiz. boyle olsaydi hic bir ulkede ne cumhurbaskanligi ne hukumet baslanligi ne de bir kulup icin baskanlik secimleri yapilirdi. en yasli kim ise o getirilirdi basa olur biterdi. tipki koylerde yaslilar meclisinin hc bir koyu adam edeedigi gercegi gibi biz yine ayazda kalirdik bu durumda.

simdi futbolcularin mac sectigi ile ilgili benim bakis acimla anlamsiz bir sikayet. bu ustelik iki yildir var olan bir sikayet. iki yildir bu sikayet teknik direktor degisimi ve bir cok yan tedbire ragmn giderilemiyor, ustune ustluk mac sectigi dusunulen adamlarin hepsiyle kontrat yenileniyorsa o zaman durup yonetime siz ne yapiyorsunuz diye de sormak lazim.

aslinda yapilmasi gereken sey once taraftardan baslamali. once butun bunlarin farkina varmak ve en once bizim bilgilenmemiz gerekiyor. ATATURK buyuk taaruzda cok ihtiyatli olmasiyla unlu bir komutanin bozulan dusmanin arkasindan gitmemek konusunda diretmesiyle sorunu cok kolay cozmustu: o komutan yerine takim komutanlarina ilerleme emri verin bizim komutan da mecburen onlarin pesinden gidecektir diye emir vermistir. ve tipki o buyuk adamin MUSTAFA KEMAL ATATURK`un dedigi gibi olmustur hersey.

simdi de yapilmasi gereken budur; once biz bilinclenmeli ve dogru ve bilgili oldugumuz yerde kulubun hedeflerine yurumesi konusunda baskanimiza ve yonetimimize ilham vermeliyiz.

ki cok da sansli durumdayiz; basimizda turk futbol tarihinin gorup gorebilecegi en buyuk baskan durmaktadir. onu kirmadan ve onu uzmeden ona yardimci olmamiz gereklidir. ben eminim ki aziz baskan gerekenleri yanlislarindan donerek yapacaktir.

yeni donemde dusunulen genc ve yetenekli genclerin takima adaptasyonu sirasinda umarim takim oyununu saglayacak yildiz ve oyunu iki tarafli oynayabilecek dogru adamlar transfer edilir ve dogru teknik direktore teslim edilir. aslinda van gaal gibi adamlar bu acidan olabilecek en onemli ornektir. yoksa alinan gencleri harcamaktan baska hic bir ise yaramaz bu.

simdi kizginlik zamani degildir. en cok sakin olmamiz ve fenerbahcemize, baskan ve yonetimimize sevgimizi, guvenimizi ve destegimizi yanlislarina dogru yonelttigimiz elestirilerimizle birlikte gosterme zamanidir. unutmayalim ki aziz baskan su anda bizi hayallerimizdeki konuma getirebilecek en degerli ve belki de tek insandir.

sevgi ve hosgoru ile elestirilerim ki isyan ve panik havasi hakim olmasin hic bir yere. cunku bugun bu sayfalardan sokaklara, sokaklardan tribunlere ve tribunlerden futbolculara ve ordan yonetime sicrayacak onemli bir panik havasinin varligi biz kabul etmesek de vardir.

alun iki hafta arayla verdigi birbirine zit iki demec bile bu panik havasinin varligini isaret ediyor.

tekrar ediyorum. simdi hosgoru ve sevgi zamanidir. ama elestirileri ve yapilan yanlislari unutmadan amayerli yerince ve dogru uslupla yoneltmek sartiyla...

sevgiler

en buyuk fenerbahce
Gassan Satar

2 yorum

  1. Adsız // 15 Mart 2009 09:48  

    tebrikler gercekten muthis bir yazı olmus,tüm fenerbahçeliler okumalı bu yazıyı.

  2. Adsız // 15 Mart 2009 12:02  

    Mevlana ne güzel demiş; Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?

    Ağladığımız anları da yarınlarımıza kar olarak döndürmeliyiz. Bunun yolu da hoşgörü ve sevgiden geçer.
    İletişim olmazsa hoş da görsen ,sevsen de sevilsen de kim neyin farkına varır ki!!

    Sorunlarımızı masaya gerçekten yatırıyormuyuz yoksa birer ekran koruyucu olarak önümüze mi soruluyor yönetim tarafından ben bunu gerçekten merak ediyorum. İletişim sorunumuz had safhada ,ieltişimsiz de ne hoşgörü ne de sevgi olur.
    Tümay

Yorum Gönder

EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu